Kayıtlar

Wong Kar-wai Klasiği: Chungking Express

Resim
Yakın zamanda izleyip çokça beğendiğim ve kesinlikle daha fazla insanın izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir başyapıtla tanıştırmak istiyorum sizi bugün. Bir film grubu sayesinde keşfettiğim Chungking Express, konusunun sadeliği ve konuyu ele alış biçimden ötürü beni çok etkiledi. Filmi kısaca özetleyelim; Hong Kong'da yaşayan iki farklı polisin duygusal ilişkilerini iki partta anlatmış Wong Kar-wai. Bu hikayeler birbirinden bağımsız değil, tabiri caizse örümcek ağlarıyla birbirine örülmüş, ikinci kısıma geçtiğini zorla fark ettim örneğin. İlk partta 203 no'lu polisin kız arkadaşıyla ayrılmaları sonucu kendi çapında bir depresyona girdiğini görüyoruz. Sevgilisinin kendisine geri dönmesi için 30 gün veren He Zhiwu, bu süreyi ananas konserveleriyle geçiriyor diyebiliriz. Olmayacak bir hayalin peşinde koştuğunu anladığı o gece, bir barda tek başına otururken içeri giren ilk kadına aşık olacağını söylüyor kendince ve sarı peruklu, gece bile güneş gözlüğü takan o kadın içeriye ...

İlişkiler Üzerine Bir Ayna: Marriage Story

Resim
Noah Baumbach, Yeni Amerikan Dalgası akımının en önemli temsilcilerinden biri. Karakter tahlilleri, olay örgüsü, diyalogların derinliği, sahne açılarının sadeliğiyle birlikte, birçok başarılı filme imza atmış bir yönetmen kendisi. Severek takip ediyorum eserlerini, bugün de çıktığı günden beri hakkında birçok yorum yapılan, kimisinin sevip kimisinin nefret ettiği bir filminin yorumuyla karşınızdayım: Marriage Story. Küçük bir oğulları olan oyuncu Nicole ve yönetmen Charlie'nin, New York'tan Los Angeles'a uzanan boşanma hikayesi şeklinde özetleyebiliriz filmi. Aslında filmin büyüsü tam da bu noktada başlıyor: Bu kadar basit bir konuyu 137 dakika boyunca seyirciyi sıkmadan verebilmek. Velayet kavgaları, iki tarafın da kendi hayatlarının devamını farklı şehirlerde sürdürme istekleri, çevrenin görünülmez etkisi, karakterlerin birbirlerine karşı hissettikleri ama asla söyleyemedikleri birtakım düşünceler, bu boşanmayı çıkmaz yollara sokar. Karakterlerin hayat içerisindek...

Karantina Meseleleri

Resim
Merhabalar! Buraya yazmayalı neredeyse yıllar olmuş... Bir şeyler yazmak en büyük hobilerimden biri, uzun bir süredir blog yazılarına devam etmek istiyordum ancak en uygun zaman şu andır diyerek geri geldim. :) Malumunuz Covid-19 pandemisi yüzünden yaklaşık iki aydır karantinadayız. Ben bu süre içinde yalnızca bir kere dışarı çıktım, e peki nasıl geçiyor günler, neler yapıyorum, size önerilerim neler? Çok bilindik ve hemen hemen herkesin yaptığı aktivitelerin birçoğunu ben de yapıyorum, o yüzden biraz daha farklı bir şeyler eklemek istedim. Şurada normalleşmeye bu kadar az zaman kalmışken bu postu paylaşmak biraz anlamsız belki ama ben yine de karantina günlüğümü buraya eklemek istiyorum. Yazı Yazmak Yazı yazmanın insan psikolojisine etkisini hepimiz biliyoruz. İster günlük tutun, ister hikayeler yazın, isterseniz blog açın... Kendinize en uygun metodu bularak yazı yazmaya başlamanızı tavsiye ediyorum. Hem bir terapi yöntemi, hem de yazdıklarınızın başka insanlara yardımcı olmas...

Olağanüstü Bir Gece-Olağanüstü Bir Kitap

Resim
Merhabalar💙💙💙 Bugüün bir klasik yorumlamaya geldim: Stefan Zweig-Olağanüstü Bir Gece. Bu benim üçüncü Zweig kitabım oldu, çok da güzel oldu. 😂😂 Devamı da gelsin. 💪  Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.  Konusu genel olarak böyle. Anne ve babasından yüklü miktar servet kalınca, iş, gelecek, para kaygısı olmaksızın hayatını sürdüren, kitaplarla, değerli eşyalarla ve burjuvazinin üst kademesindekiler ile vakit ...

Av Mevsimi-Film Yorumu

Resim
Selamlar herkese! Bugün çok sevdiğim Yavuz Turgul ustanın Av Mevsimini yorumlamaya geldim. Hazırsanız başlayalım! İşinin ehli bir polis olan Ferman (Şener Şen), yıllanmış tecrübesi, dikkate şayan sezgileri ve konularının uzmanı takipçiliğiyle tüm teşkilatta küçük çapta bir efsanedir. Kendi aralarında Ferman'dan “Avcı” diye bahsederler. Teşkilatın bir diğer figürü ise yalnızca bakışlarıyla bile lakabının hakkını veren “Deli” İdris (Cem Yılmaz) olarak dikkat çekmektedir. Bu çılgın ikili, cinayet masasında görevli, baba-oğul kadar yakın iki polistir. Antropoloji mezunu, sessiz sakin Hasan (Okan Yalabık) ise bu ikiliye yeni katılmış bir “Çömez” olarak aralarında dolaşır. Öldürülen genç bir kız, onları uyuşturucu taciri Asit’le, Türkiye’nin en varlıklı adamlarından Battal Çolakzade’yle (Çetin Tekindor), kızın ağabeyleri Abbas, Vakkas ve daha birçok farklı adamlarla karşı karşıya bırakacaktır. Hayatını karısına adayan, onun illet hastalığıyla boğuşan Ferman, boşandığı eşi As...

Ağaç Diken Adam-Kitap Yorumu

Resim
Merhaba! Üst üste film yorumu girip duruyordum fakat bu sırada kitap okumadığımı düşünmediniz umarım?😂😂 Üstelik vizeler de yaklaşıyorken,normalde okuduğunuzun 2 katı kadar kitap okuduğunuzu biliyorum... Kısıtlı zamanda, o stres altında daha verimli nasıl olur bir insan? Ben sorgulamayı bıraktım, Allah'tan okuyorum bol bol diyorum. 😛 Bu kadar boş yaptıktan sonra okuduğum kitaba geçelim... Jean Giono, benim merak ettiğim yazarlardan biriydi. Pasifizm akımının savunucularından biri kendisi, hep aklımdaydı ondan bir şeyler okumak. Ağaç Diken Adam ile başladım, gayet de mutluyum! Kitap, ömrünü ağaçlara, ormana adayan bir adamı konu alıyor. Kitabımızın anlatıcısıyı, bir yolculuğa çıkıyor ve bir gün zor durumda kalınca, karısını ve oğlunu kaybetmiş, yalnız yaşayan   Elzéard Bouffier'ın kapısını çalıyor. İlk andan itibaren bu adama saygı duyan ve hayatını merakla izleyen anlatıcımız, zaman içinde çobanın doğa için yaptıklarına şahit oluyor.  Bir gün tekrar aynı yere ...

Batı Frekansı-Film Yorumu

Resim
Merhaba! Bugün sizlere Alman yapımı bir film ile geldim. Kadıköy Yeldeğirmeni Sanatta izlediğim Batı Frekansının (Westwind)  yorumlamasını yapacağım. Hazırsanız öncelikle konu ile başlayalım! Gerçek bir hayat hikâyesinden ilham alan Batı Frekansı, tıpkı Barbara gibi Doğu’dan Batı’ya kaçış hikayesi. 17 yaşındaki ikiz kardeşler Isabel ve Doreen gelecek vaat eden iki sporcudur. Genç kızlar ülkeleri Doğu Almanya’yı kürek yarışlarında temsil etmeyi amaçlar. Hazırlık için Macaristan’daki bir yaz kampına giderler ama yolda tanıştıkları üç Batı Alman genç, akıllarını çeler. Doreen’in çocuklardan birine âşık olup birlikte Batı’ya kaçmaya karar vermesi, o güne kadar hiç ayrılmamış kardeşlerin arasındaki bağı sarsar. Film,genel itibariyle konusundan da anlayabileceğiniz üzere bir gençlik filmi. Fakat dümdüz bir gençlik filmi değil, hikaye yer yer siyasi göndermeler içeriyor ve dönemin sosyal yaşamını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle Berlin Duvarının yıkılmasından önceki Doğ...